Film Cevirilerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film Cevirilerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


X-Files'ta, Yalnız Silahşörler (The Lone Gunmen) adlı bilgisayar dahisi, komplo teorisyeni bir grup vardı, Fox Mulder arada sırada bunlara bir şeyler danışırdı. Bu grup o kadar tuttu ki, kendi dizilerine geçtiler. Ben de 13 bölümlük bu grubun dizisinin çevirisini tamamladım az önce. Hemen burada da belirteyim istedim.


1932 yapımı The Mummy, 90'ların sonunda ortaya çıkan The Mummy serisinin temeli aslında. Im-Ho-Tep diye bağıran tipler bu filmde de var. 90'ların Mumyasının, özgün senaryosunun bu film olduğunu öğrenince meraklanmış, filmi izlemek istemiş, altyazısını da çevirmiştim...


İşte tercüme etme şansına eriştiğim bir bilimkurgu ve H. G. Wells klasiği daha; 1933 yapımı The Invisible Man. 2003 yılında mıydı neydi, remake'i yapılmıştı Hollow Man ismiyle. İnsanların görünmez olma merakından dolayı herhalde, Görünmez Adam hikayelerinin sinemada her zaman yeri vardır, her zaman yeniden çevrimler yapılacaktır ama hiçbiri ilkinin yerini tutmaz bence.
Film elbette efekt anlamında günümüz sinemasıyla ve Hollow Man'le karşılaştırılınca tatmin edici değil ama göze de batmıyor. Zaten film, görünmez olmanın parlak bir istek olmasına karşın, aslında insanın ruhuna büyük zararlar verebileceğini vurguluyor. Görmek istemeyeceğiniz şeyleri, duymak istemeyeceğiniz şeyleri rahatlıkla duyabilen bir adamın psikolojisinin günden güne bozulması ve adamın en sonunda bir azılı suçluya dönüşümünün anlatıldığı bu klasiği kaçırmayın derim, tercümesi de yapılmış nasılsa :)

First Men in the Moon'un (1964), bilimkurgu üstadı H. G. Wells'in (War of the Worlds ve Invisible Man gibi bilimkurgu klasiklerinin yazarı) elinden çıktığını hatırlatayım öncelikle. Ben bu filmi izlerken (ve tercüme ederken), açıkçası Jules Verne'in Ay'a Seyahat'i tadında bir hikaye bekliyordum. Hikaye de az çok öyle gelişti zaten filmin başlarında. "Nesnelere sürüldüğünde, yerçekiminin etkisini ortadan kaldıran bir boya icat eden bir bilim adamı, bu boyayı, kendisini Ay'a götürecek büyükçe bir odaya sürerse ne olur?" konulu bir film izlerim diye düşünüyordum. Ama hikaye, bilim adamımız ve yardımcısı Ay'a indikten sonra, orada başka canlıları görmesiyle yön değiştirdi. Güzel bir bilimkurgu, güzel bir film...

1955 yapımı This Island Earth de, eski ama dandik bilim-kurgulardan. Hatırladığım kadarıyla, gemileri arızalanan uzaylılar, gemilerini tamir edebilsinler diye, dünyanın önde gelen bilimadamlarını kaçırıp gemilerine götürüyolardı. Uzaylıların kostümlerinin çok komik olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde.

1953 yapımı It Came From Outer Space, açıkça söylemek gerekirse, çok dandik bir film. Resimde de görülen ahtapotumsu uzaylının gemisi bir teknik sorun yüzünden Dünya'ya düşüyor, uzaylı da gemisini tamir edip yoluna devam etmek isterken, ortalıkta terör estiriyor.
Uzaylı zaten tam bir maket, haliyle de komik. İnsanlar desen bir tuhaf. Ama "eski bilim-kurgu" tutkum yüzünden izlemek istediğim, izlerken de bari Türkçeye çevireyim dediğim bir filmdir kendisi.

İlk film olan Creature from the Black Lagoon ve ikinci film olan Revenge of the Creature filmlerinin devamı olan The Creature Walks Among Us, 1956 yapımı bir film. Bu filmde de suda yaşayan yaratığımızı alıp hava soluyan bir canlı haline getiriyor bilim adamları, daha sonra kafeste sergilemeye başlayacaklarken, yaratık sinirlenip kafesinden kaçarak ortalığı darmaduman ediyor. Keşke serinin ilk filmini de çevirebilseydim, ama kısmet son iki filmineymiş.

1954 tarihli kült Creature from the Black Lagoon filminin 2 tane devamı çekildi. Birincisi, yanda resmini gördüğünüz Revenge of the Creature. Film eski tarihli olduğu için, "yaratık" rolünde izlediğimiz arkadaş, baya bir kıyafetin içine girmiş. Ama o zaman göre fena bir elbise değil. Günümüzle kıyaslarsak, çok başarılı olmasa da, bir devam filmi için idare eder. Kısa sürede çevirisini tamamladığım filmlerdendir.

Yaklaşık 10 filmlik, eski bilim-kurgu filmi çeviri serimden bir film Voyage to the Bottom of the Sea. 50'lerde yapılmış bir film. Daha sonra dizisi falan da yapılmış. Çevirirken de izlerken de büyük keyif almıştım.


Cocoon (Koza), binlerce yıl önce okyanuslara bırakılan uzaylı kozalarının, yine insan kılığına girmiş uzaylı arkadaşlarınca toplanıp bir havuza konması ve bu havuzun gençleştirici özelliğini keşfedip bu havuza girdiklerinde dış görünüş olarak olmasa da sağlık anlamında gençleşen 7 ihtiyarın hikayesini anlatır. Bu ihtiyarlar filmin sonunda uzay gemisi ile uzaklara doğru yola çıkarlar. Filmin bir de Cocoon The Return adında devamı var. İlk film kadar orijinal bir fikre sahip değil elbette. Filmin başrol oyuncularından biri de Polis Akademisi'nden tanıdığımız Mahoni yani David Guttenbergh.


İşte ilk belgesel çevirim; 2006 yapımı, Ant Attack isimli bir BBC belgeseli. Afrika'daki karıncaların anlatıldığı yaklaşık 45 dakikalık bir belgesel. Karıncaları çocukluğumdan beri severim, az sinekle beslemedim kendilerini. Görünce dayanamadım, çevirdim.

1996 (galiba) yapımı The Arrival. Ara sıra Star'da yayınlanırdı. Küresel ısınmayı, Dünya'mıza üs kurmuş uzaylıların gerçekleştirdiğini söyleyen hayali bir tezi savunan bir filmdi The Arrival. Konusu ilginçti. Daha sıcak bir gezegende yaşayan ama Dünya'mıza yerleşmek isteyen uzaylılar, küresel ısınma sürecini hızlandırıyor, bunu da bir gökbilimcisi keşfediyordu. Müthiş bir film olmasa da, filmde bizleri öldürmekten (!) daha gerçekçi bir "uzaylı amacı" var olduğu için bile izlenebilir.


Batman Beyond adlı bir çizgifilm vardı bir ara Cine5'te, takipçiler bilecektir. Bruce Wayne yaşlanmış, haliyle de Batman emekliye ayrılmıştır. Günün birinde yaşlı Bruce Wayne ile genç Terry McGinnis'in yolları kesişir. Genç Terry, yeni Batman olarak sokaklarda kanun koruyucu olarak gezmeye başlar. Ama geriye dönen sadece Batman değildir. Yıllar önce öldüğü sanılan Joker de aynı gücüyle Gotham'a geri dönmüştür. Bizim Bruce yaşlanmışken, Joker nasıl olur da ilk günkü gibidir acaba?

Cine5'teki çizgifilm serisinden sonra internette bu filmi görüp, indirip çevirmiştim. Güzeldir, hoştur.



Batman: Mask of the Phantasm, bir ara sürekli olarak dönerdi Cine5'te. Eskilerden bahsediyorum tabii. Yıl 90'lar. İnternetle ilk tanışmada, aklına ilk gelen şeyleri aratır insan, benim aklıma da Batman çizgifilmleri gelmiş demek ki. Oturup çevirmiştim.

Çevirdiğim ilk altyazı. Yıllar sonra internet sayesinde, çocukluğumun çizgifilmi transformersın bir de filmi olduğunu öğrenince, PC'yi 24 saat açık bırakıp, hemen indirmeye başlamıştım bu çizgifilmi. Sonra baktım altyazısı da yok, bi oturuşta altyazısını da çevirmiştim. Hey gidi...


G.I.JOE animasyonu bir film G.I.JOE Valor vs Venom. Keyif alacağımı düşünerek başlamış ama çevirirken pek keyif almamıştım.


Tercüme şansını yakaladığım, şimdilik ve büyük ihtimalle de sonsuza dek, son Stallone filmidir Over the Top (Zirvenin Üstünde). Kamyoncu olan Silvi abimiz, askeri okulda okuyan oğlunu, eski karısının planı sayesinde, okulunun son günü okuldan alarak, hasta yatağında yatmakta olan annesine götürecektir. Ama çocuk, Silvinin kayınbabası, yani dedesi tarafından uçakla götürülmek istenmektedir. Silvi erken davranır, çocuğu kamyonla gitmeye ikna eder. Yol süresince, baba-oğul, yıllardır yaşayamadıkları baba-oğul ilişkisini yaşayacaklardır.
Silvinin kötü sayılabilecek, daha doğrusu standartlarında bir film, Silvi fanı olarak, benim sevdiğim filmlerdendir.


Judge Dredd, Yargıç Dredd. Çoğu kişi bilmese de, aslında bir çizgiroman uyarlamasıdır. Çizgiromanın hayranları tarafından tukaka edilmiş bir filmdir, sebebi de çizgiromanda, Yargıç Dredd'ini maskesini asla çıkarmadığı, filmdeyse, neredeyse maske takmadığıdır (tabii bunun sebebi Stallone'nin yüzünü göstermek). 2 gün gibi kısa bir sürede çevirdiğim ender filmlerdendir.



Sinemada izlediğim, Stallone'nin son iyi filmlerindendir Cliffhanger (Dağcı). Bu filmin Türkçe dublajlı hali de gayet güzeldir ve hafızamda yer etmiştir, çeviride de hafızamda kaldığı kadarıyla, dublajdan kopya çekmedim desem yalan olur...

Basketbol konulu filmler arasında bence en iyilerden biridir White Men Can't Jump (Beyazlar Beceremez). Bu filmi TV'de ilk izleyişimi hatırlıyorum da, ben de oyuncularla birlikte şuta kalkar, pas verirdim :) Altyazısını da çevirmek bana nasip oldu...